Yıllar önce Anadolu’nun dört bir yanındaki köylerinden, kasabalarından yola çıkıp büyük şehirlere göç eden insanlar; yanlarına sadece birkaç parça eşya değil, kültürlerini, geleneklerini ve dayanışma ruhlarını da aldılar. Gurbette tutunmanın en sağlam yolu ise birbirini bulmak, bir araya gelmek ve omuz omuza durmaktı. İşte tam bu noktada sivil toplum kuruluşları, köy dernekleri, ilçe ve il dernekleri ile federasyonlar adeta birer “hemşehri ocağı” oldu. Büyükşehirlerde hayat zor. Özellikle ilk yıllarda… İş bulmak, ev bulmak, çevre edinmek kolay değil. Ancak bir kapıyı çalıp içeride kendi memleketinden insanları görmek, aynı şiveyle konuşmak, aynı türküyü dinlemek insana güç veriyor. Köy derneği olan köy derneğine, yoksa ilçe derneğine, o da yoksa il derneğine gidiyor. Orada sadece çay içilmiyor; dayanışma kuruluyor, iş imkânı sağlanıyor, gençlere burs bulunuyor, cenazede omuz veriliyor, düğünde halay çekiliyor. Zamanla bu birliktelik sadece hemşehri buluşmalarının ötesine geçti. Komşu illerin dernekleri bir araya gelmeye başladı. Karadenizli, Doğulu, İç Anadolulu, Egelisi… Aynı metropolün içinde farklı kültürler kaynaştı. Özellikle İstanbul gibi bir dünya şehrinde, Anadolu’nun renkleri tek bir çatı altında buluşur hale geldi. Federasyonlar kuruldu, konfederasyonlar oluştu, ortak programlar düzenlendi. Bu tablo bize önemli bir gerçeği gösteriyor: Artık şehirler birleşiyor, kültürler buluşuyor. Hemşehri dernekleri sadece geçmişi yaşatan yapılar değil; aynı zamanda geleceği inşa eden sosyal merkezlerdir. Gençlerin kültürünü tanıdığı, büyüklerin tecrübesini aktardığı, ortak projelerin üretildiği alanlardır. Elbette bu başarı kendiliğinden oluşmuyor. Dernek başkanlarının ve yönetim kurullarının özverili çalışmaları, gönüllülerin gayretleri, komşu derneklerle kurulan güçlü diyaloglar bu yapının temelini oluşturuyor. İnsanları bir araya getirmek, farklı kesimleri aynı masa etrafında buluşturmak ciddi bir emek ister. Bu emek çoğu zaman görünmez ama sonuçları toplumun her kesiminde hissedilir. Bugün İstanbul başta olmak üzere birçok metropolde Anadolu sivil toplum örgütlerinin daha fazla iş birliği içinde olduğunu görüyoruz. Ortak projeler, kültürel etkinlikler, sosyal yardımlaşma kampanyaları ve istişare toplantıları ile hemşehrilere daha iyi hizmet etmenin yolları aranıyor. Bu yaklaşım sadece belirli bir kitleye değil, yaşanılan şehrin tamamına katkı sunuyor. Çünkü güçlü dernek, güçlü toplum demektir. Dayanışma varsa umut vardır. Kültürler buluşuyorsa zenginlik vardır. Önemli olan bu birlikteliği dar kalıplara hapsetmeden, kapsayıcı bir anlayışla yarınlara taşımaktır. Hem memleketi unutmadan hem de yaşadığımız şehre sahip çıkarak… Metropollerde atılan her dayanışma adımı, aslında Anadolu’nun sıcaklığını beton binaların arasına taşımaktır. Ve bu sıcaklık, yarınlarımızın en kıymetli teminatıdır.

YORUMLAR